Kalp ve Damar Cerrahisi


KVC bölümünde; koroner damar hastalıkları (by-pass), kalp kapağı hastalıkları, atardamar tıkanıklıkları, damar tıkanıklıkları, damar anevrizmaları, varis, toplardamar tıkanıklıkları (DVT), karotis (boyun atardamarı) hastalıkları tedavi edilmekte ve hastalıklar ile ilgili ameliyatlar yapılabilmektedir.

Koroner By-Pass Ameliyatları

Yakınmaları nedeniyle kalp anjiyosu olan ve ameliyat önerilen hastalara kalp akciğer pompası kullanılarak (CABG) veya uygun görülen hastalarda çalışan kalpte koroner bypass ameliyatları başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Koroner by-pass ameliyatı önerildiğinde düşünmek ve karar vermek için hastanın ve ailenin kısıtlı bir zamanı vardır. Hastanın ve ailenin ameliyata hazırlanması, sürecin farkında olmaları, hastanın ameliyat sonrası eski yaşamına dönmesi açısından oldukça önemlidir. Hastanemizde hastalar önerilen ameliyat konusunda ayrıntılı bilgi alabilmekte ve uzun dönem sonuçlar açısından hastaya en faydalı olacak ve en güvenli cerrahi teknikler kullanılarak ameliyatları yapılmaktadır. Uygun görülen vakalarda çalışan kalpte (kalbi durdurmadan), küçük kesiler ile ve tüm bypasslar arteryel olacak şekilde (atardamarlar kullanılarak) bypass ameliyatları başarı ile yapılmaktadır. Yine uygun vakalarda koldan veya bacaktan endoskopik olarak kesi yapmadan (kapalı yöntemle) damar alınabilmektedir.

Kalp Kapak Ameliyatları:

Kalp kapaklarında çoğunlukla romatizmal veya dejeneratif kalp hastalığına bağlı olarak kalp kapaklarında (aort, mitral, triküspit) darlık (stenoz) veya yetmezlik gelişen hastalara kapak tamiri ve kapak replasmanı (değişimi) ameliyatı gerekmektedir. Kalp kapaklarının korunduğu tamir cerrahisi teknikleri ve hastanın uzun dönem kan sulandırıcı (coumadin tablet) kullanması gerekmeyen kalp kapakları (biyolojik kapaklar) kullanılarak yapılan kalp kapak değişim ameliyatları güvenle uygulanabilmektedir.

Aort ve İliak Arter Cerrahisi:

Her türlü damar genişlemeleri ( anevrizmaları ), damar duvar yırtıkları ( rüptür / diseksiyon) ve büyük damar darlıkları/tıkanıklıkları ( stenoz/oklüzyon ) gerek açık gerekse kapalı (envovasküler cerrahi - EVAR/TEVAR) yöntemlerle düzeltilebilir. Anevrizma sebebiyle açık cerrahi gereken hastalarda sıklıkla sentetik bir damar grefti kullanılarak genişlemiş aort bölgesi karın veya göğüs seviyesinde (abdominal/torakal/torakoabdominal) değiştirilir. Büyük damar tıkanıklıkları ve yırtıklarında iliak stentleme ve açık cerrahi yöntemler uygulanır. Endovasküler tedaviler genel ya da bölgesel anestezi altında yapılır. Kasıktaki veya koldaki arter yoluyla girilerek, büyük bir kesi yapmadan uygulanır. Bir veya birkaç sentetik tüp veya pantolon şeklinde suni damar grefti ile anevrizmatik/balonlaşmış damar bölgesi damar içinden düzeltilir. Aort ve iliak arterler seviyesindeki darlıklar kullanılan özel balonlar ve stentlerle açılabilir.

Karotis Cerrahisi:

Karotis ( boyun şah damarı ) hastalıkları ve şah damarına bağlı felç tedavileri hastanemizde güvenle uygulanmaktadır, İnme Cerrahisi şah damarına bağlı felçlerde uygulanan bir erken cerrahi yöntemidir. Şah damarında darlığın giderilmesi ve olası bir felcin önlenmesi için yapılan ameliyat cerrahiye uygun felçli hastalara da uygulanır. İnme sonrası 7-10 gün geçmiş hastalar bu yöntemle tedavi edilebilir. bu hastalar sadece damar sorunları ile değil aynı zamanda şeker hastalığı (DM), hipertansiyon (HT), kalp hastalığı ve ya başka bir büyük damar hastalığı açısından değerlendirlmelidir. Karotis cerrahisinde damarın içini temizlenir ve hızlı bir şekilde kapatılır. Operasyon yaklaşık 1 saat içerisnde tamamlanmış olur.

Periferik Damar Cerrahisi:

Periferik damar cerrahisi kola veya bacağa kan taşıyan ana atardamardaki tıkanıklığa bypass/köprüleme yapılması anlamına gelmektedir.Bypass dokuya daha çok kan akımı sağlar ve ağrıyı geçirir, varolan yaraların iyileşmesine olanak sağlarken ciddi enfeksiyon ve uzuv kaybı risklerini azaltır.Şikayet olan bölgeye yapılan doppler ultrasonografi sonrasında ya da yapılan ilaçlı bilgisayarlı tomografi veya magnetik rezonans görüntüleme tetkikleri sonrasında tıkanıklık tespit edildikten sonra en uygun tedavi yaklaşımına karar verilir.

Açık cerrahi tekniğinde çoğunlukla spinal (bel bölesinden) anestezi yöntemi kullanılarak tıkalı olan damar bölgesi, bacak toplardamarı (safen ven) veya suni damar (greft) kullanılarak köprüleme (by-pass) ameliyatı yapılır.Yaklaşık bir saatte tamamlanan ameliyat sonrası hasta servise çıkarılır. Ertesi gün yürütüp, 2-3 gün içinde de taburcu ederiz.

Açık cerrahi açısından eşlik eden hastalıkları dolayısı ile yüksek riskli olan hastalar için lokal (bölgesel) anestezi ile perkutan anjiografi ile aterektomi, ilaç kaplı balon veya stentleme yapılır.Lokal anesteziyle yaptığımız bu işlemler ile hasta genel anestezi risklerinden uzak tutulur.

Balon Anjioplasti ve Stentleme:

Aterosklerotik plak damarın içine doğru büyüyerek damar içinde kan akımına engel olur ve böylece yeterli miktarda kan dokulara ulaşamaz. Açık ameliyat yapılmadan anjiografi ortamında damarların içinden balon yada stentler başta olmak üzere kateterler kullanılarak çeşitli yollarla tedavi edilmesi endovasküler tedavi olarak isimlendirilmektedir. Balon anjioplasti sırasında röntgen altında damarın içine yerleştirilen ince bir balon şişirilerek dar olan bölgede damarın genişlemesi ve böylece dokulara daha fazla kan akımının gitmesi sağlanır. Çok değişik çap ve uzunlukta balonlar vardır. Ayrıca balonların içinde oluşan basınca değişik balonlar vardır. Bazı balonlar özel şekil ve kesici özellikler sahiptir. Ayrıca damarların daralmasını engelleyecek ilaçlarla kaplı özel balonlar vardır. Stentler ise silindir şeklinde metal bir materyalden dokunmuş ağ şeklinde yapılar olup, ya kendiliğinden damarın içinde açılan kurulu bir mekanizmaya sahiptirler yada içlerindeki bir balonun şişrilmesi ile dar olan damarın içine yerleştirilerek damarın açık kalmasına yardımcı olurlar. Stentler değişik şekil, uzunluk, çap ve yapıda olabilirler. Ayrıca damarların daralmasını engelleyecek ilaçlarla kaplı özel sentlerde vardır. Stentler ya balon anjioplasti sonrası yada balon anjioplasti ile beraber yerleştirilirler. Balon anjioplasti ve stent çoğu kez damarda darlık varken uygulanmaktadır. Bununla beraber tıkanıklıklarda da uygulanabilir.

Aterektomi:

Damarda darlık yada tıkanıklık oluşturan kolesterol bulunduran aterosklerotik plağın (damar sertliği) mekanik olarak kazınarak çıkartılmasıdır. Aterektomi balon anjioplasti yada stentleme sonrası daralmış yada tıkanmış damarları açmakta da kullanılabilir. Aterektomi aynı anjioda olduğu damar içine yerleştirilen özel bir kateter ile damar içindeki darlık kazınarak çıkartılmasıdır.Aterektomi genelde atardamarlardaki darlık yada tıkanıklıklarda uygulanır. Tedavi planlanırken sorunun yeri, şekli, derecesi, içeriği ve pıhtı bulunup bulunmadığı büyük önem taşır. Sıklıkla bacaktaki femoral atardamar ve baldırdaki diğer atardamar hastalıklarında balon veya stent halen mükemmel sonuç sağlayamadığı için, bu bölgede aterektomi tercih edilebilmektedir.İşlem esnasında hastaya hafif bir sakinleştirici ve ağrı kesici verilip, genelde kasığa yapılan lokal anestezi ile kateterler atardamar içine yerleştirilir. Çekilen anjiografi sonrasında aterektomi cihazının kateteri darlığın yada tıkanıklığın olduğu alana ilerletilip çalıştırılır. Cihaz genelde döner bir başlığı olup, damar içini kazıyıp yada traş ederek açar. İşlem esnasında kullanılan cihazın tipne göre, artıklar ya kateterden geri alınır yada iyice eritilerek dolaşıma verilir. Aterektomi genelde balon anjioplasti yada stentleme yapılarak tamamlanır. Anjiografi çekilerek kalite kontrolü sağlanıp, yerleştirilmiş olan bütün kateterler geri çıkarılır. İşlem genelde 1-3 saat sürer. Hastalar işlem sonrası geceyi hastanede geçiririler. Bu arada bol sıvı tüketirken, bacak ve genel vücut fonksiyonları izlenir. Hastalar ertesi gün taburcu edilir ve 2 gün sonra normal hayatlarına dönerler.

Varis Tedavileri

Kanı kalbe geri taşıyan damarlar toplardamar olarak adlandırılır. Bu damarlar kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerirler. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar. Sonuçta bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü bir görüntü ile varisler oluşur. Gece oluşan kramplar, kaşıntı, şişkinlik, ayakta kalma ile ağrı, sıkça görülen şikayetlerdir. Bu şikayetler varislerin büyüklüğü veya sayısı ile orantılı değildir. Varis görüntü, ağrı kramp ve psikolojik açılardan insanı etkileyen bir rahatsızlıktır. Kişinin yaşamını olumsuz biçimde etkilemeye başladığı zaman tedavi olanaklarını araştırmak gerekir. Hastanemizde her seviyede varis hastası en güncel ve güvenli tekniklerle tedavi edilebilmektedir.

EVLA (endovasküler lazer) ve Endovasküler RF Ablasyon:

Bu ameliyat bacakta yüzeyde görünen genişlemiş venlerin (toplardamarların) kapatılması için ve aynı zamanda duruma eşlik eden ya da sebep olan toplardamar yetmeliklerinin (geri akımların) düzeltilmesi için yapılır.Klasik açık varis cerrahisinde uzun ve veya kısa bacak venleri (VSM-VSP) özel bir tel yardımıyla çıkarılır ve geri kaçakları önlemek için uzun ve veya kısa bacak venleri derin toplardamarlarla birleştikleri yerden bağlanır. Venin çıkarılması yerine radyofrekans (Endovasküler RF Ablasyon) veya lazer (EVLA - endovasküler lazer) kullanılarak damar kapatılabilir.İşlemler spinal ya da lokal anestezi altında yapılabilir.Bu tekniklerle hasta ameliyat sonrası çok daha kısa sürede taburcu olarak işine geri döner ve açık cerrahiye bağlı komplikasyonlarla karşılaşma risk azalır.

Vasküler cilt lazeri:

Özellikle daha ine retiküler-spiküler varislerin ve telenjiektazi adı veriler daha pembemsi varislerin tedavisinde kullanılmaktadır. İğne tedavisinde olduğu gibi küçük ipliksi varislerin tedavisinde önemli yeri vardır. İğne ile girilemeyen kılcal varislere belli dalga boylarında IŞIK yollanarak hasta damarda hasar oluşturulur ve kurutulan damar daha sonra vücut tarafından eritilerek yok edilir. Bu hastalıklarda kullanılan lazer ışığı kana rengini veren "oksihemoglobin" i hedef almaktadır. Varislerin daha derine yerleşmesi ve kalın olması lazerin ulaşabileceği alanı sınırlandırmaktadır. Uygulanacak hastalığa göre hedef alınan bu maddenin yoğunluğu değişmektedir. Dolayısıyla uygulanan doz ve uygulama seans sayıları kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Ayrıca hastalıkların bazıları tamamen tedavi edilebilirken bazılarında kısmi iyileşme görülmektedir. Cilt yapısı ve cilt rengi tedavi sürecine etki etmektedir. Bu durum tedavi öncesinde her zaman öngörülememektedir.

Skleroterapi ve Köpük Tedavisi:

Skleroterapİ temel olarak bir maddenin ilgili damar içine enfeksiyonu ile bu damarın kollebe olmasını ve içinden kan geçemeyecek bir hale gelerek gözden kaybolmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Bu sıvı madde kendi halinde yada köpük oluşturarak enjekte edilebilir. Varislerin çaplarına göre farklı yoğunlukta ilaç kullanılmaktadır. Skleroterapi 0.5 mm ve 0.3 mm çapına kadar olan küçük toplardamar ve kılcal damarlarda kullanılır. Skleroterapi hastaya acı veren bir tedavi şekli değildir. Bunun için oldukça küçük çaplı iğneler kullanılır. Seanslar haftada 1 uygulanır. Skleroterapi sonrasında enjeksiyon yapılan bölgeye kompresyon yapacak şekilde elastik bandaj ve tedavi süresince varis çorabı giyilmesi tavsiye edilir.

Derin Ven Trombozu (DVT)Tedavisi:

Toplardamar tıkanması (DVT) en sık bacak toplardamarında görülen ve akciğer pıhtısına (Pulmoner Tromboemboli – PTE) sebep olabilen bir hastalıktır. Genetik faktörler eşliğinde uzun süre hareketsiz kalındığında, gebelik ve lohusalıkta, büyük cerrahiler sonrasında, ileri yaşlı ve kötü huylu tümörü olan hastalarda daha sık gözlenir. Bacak toplardamarı pıhtılaşarak tıkanırsa kanın kalbe dönüşü zorlaşır, kan bacaklarda birikir ve ayak şişliği olur, bazen ağrı vardır. Çoğunlukla tek bacaktadır ancak iki bacağı da tutabilir. Hastalık ne kadar fazla damarı tutarsa sorun o kadar büyük olur. Hastalığa erken tanı koyup erken dönemde iyi tedavi yapmak çok önemlidir. Çünkü erken dönemde iyi tedavi edilmezse hayat boyu düzelmeyen ve tedavisi olmayan sorunlar (Postflebitik Sendrom) oluşturabilir. Son yıllarda kan sulandırıcı ileç tedavilerinin yanıda perkutan yöntemlerle yeni tedavi seçenekleri oluşmuştur. Ancak bu tedavilerin hastalığı akut ve subakut olduğu dönemlerde uygulanması önerilmektedir.Hastalığın ilk 15 gününde pıhtının tamamen temizlenmesi mümkündür. Daha sonra tedavi şansı azalır. Anjiyografi ile yani damar içinden tedavi çoğunlukla diz arkasındaki toplardamara bazen ayak bileği damarına girilerek yapılır. Buradan ya kateter denen ince plastik tüplerle özel pıhtı eritici ilaçlar verilir (tromboliz=pıhtının eritilerek temizlenmesi) ya da özel cihazlarla pıhtı mekanik olarak temizlenir (trombektomi=pıhtının parçalanarak eritilmesi ya da dışarı alınması).

Gaziosmanpaşa

Sağlık Köşesi

Yedikleriniz sizi depresyona sokabilir...

Uzmanlar, depresyonu insanların yaşamı boyunca...

devamı

Sürekli tansiyon ölçmek tansiyonu yükseltiyor...

Bir hastalık düşünün her üç kişiden biri...

devamı

Oturarak çalışanlarda kıl dönmesi riski fazla...

Medical Park İzmir Hastanesi Genel Cerrahi...

devamı

Sünnet öncesi muayene önemli...

Medical Park İzmir Hastanesi Çocuk Cerrahisi...

devamı

Yo Yo Sendromu'na dikkat! ...

Yaz aylarının yaklaşmasıyla kilo fazlası...

devamı

INTERNATIONAL PATIENT CENTER

:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
Mr Ms
*
:
*
:
*
:
*
:
*
: Güvenlik Kodu
 
 
*

Send

Message Sent Successfully.

Error Occurred, Please, try again later.