Girişimsel Radyoloji

Girişimsel Radyoloji Nedir?

Girişimsel radyoloji, anjiyografi, ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerini rehber olarak kullanarak, ameliyatla yapılan tedavileri ameliyatsız yapan bölümdür. Girişimsel Radyoloji göz hastalıkları ya da kalp hastalıkları uzmanlığı gibi tek bir konu ya da organ sistemi ile uğraşmaz. Birçok organ sisteminin daha önce ameliyatla yapılan tedavilerini ameliyatsız olarak yapar.

Girişimsel radyoloji alanı kalp damarı dışında, anjiyo ile yapılan tüm damar tedavilerini (tıkanma, balonlaşma, kanama gibi) kapsar. İğne biyopsilerini, vücut içindeki sıvı ve kist tedavileri yapar. Bazı kanserleri (özellikle karaciğer) tedavi eder. Varis tedavisi yapar. Görüldüğü gibi damar hastalıkları önde olmakla birlikte pek çok değişik hastalığı tedavi eder. Tüm işlemlerde ortak nokta tedavilerin bir iğne deliğinden girilerek yapılması ve ameliyata gerek olmamasıdır. Hastaların tedavi edici işlemlerinde çoğunlukla yüksek teknoloji içeren cihazlar kullanılır.

Girişimsel Radyoloji tedavi işlemlerinin özellikleri:

Girişimsel radyoloji tedavilerinin en önemli özelliği daha önce ameliyatla yapılan bazı tedavileri ameliyatsız yapmasıdır. Tedaviler ameliyathanede yapılmaz; ya anjiyografi odasında ya da normal tedavi odalarında yapılır. Ameliyatla karşılaştırılırsa Girişimsel Tedaviler:

• Genellikle anestezi (narkoz) gerektirmez

• Sadece bir iğne deliğinden yapılır, vücutta bıçak izi olmaz

• Hastalar genellikle aynı gün evine gönderilir

• İşlemler daha kolaydır ve işleme bağlı riskler daha azdır

• Normal hayata dönme süresi çok daha kısadır.

Girişimsel Radyoloji kliniğimizde her hastaya işlem öncesi damardan rahatlatıcı ve gerekirse ağrı kesici ilaçlar verilir (sedasyon ve analjezi). İşlemler ne kadar kolay olursa olsun iğne girimleri olduğu için ağrı duyulabilir ve bu ağrının basit yöntemlerle giderilmesi gerekir. Ayrıca işlem nedeniyle heyecan, korku endişe duyan hastalarımız olabilir. Bu ilaçlar işlemle ilgili korku ve endişeyi de giderir. Hemen tüm işlemlerden sonra hasta aynı gün evine gönderilebilir. Seyrek olarak bir günlük yatış gerekir. Anjiyolar sonrasında 4-6 saatlik yatak istirahatı ve gözlem gerekir, diğer işlemler için zamanlama daha değişkendir. Örneğin lazer ya da RF ile varis tedavisi yaptığımız hastalar hemen evine gönderilebilir.



Girişimsel Radyolojinin Tedavi Ettiği Hastalıklar

1. DAMAR HASTALIKLARI VE TEDAVİSİ

Damar hastalıkları atardamar ya da toplardamarı tutabilir. Atardamarlar kalpten kanı dokulara götüren ve nabız olarak hissettiğimiz damarlardır. Toplardamarlar ise oksijen ve besini kullanılmış kirli kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. Kollarımızdaki mavi damarlar küçük toplardamarlardır.

  • Atardamarların Darlık ve Tıkanıklıkları:
    atar damar darlığı

    Atardamar tıkanması genellikle damar kireçlenmesi ya da damar sertliği denen hastalığa bağlı oluşur. Herkeste görülebilir ancak ileri yaş hastalarda, şeker hastalarında, kolesterol ve tansiyonu yüksek olanlarda, sigara içenlerde daha sık görülür. Atardamar tıkanmaları hangi organı tutmuşsa o bölgeye ait sorunlar oluşturur. Kol damarında kolu kullandığı zaman yorulma, böbrek damar darlığında yüksek tansiyon, şahdamar darlığında beyne pıhtı atması gibi yakınmalar olur. Hemen tüm damar darlık ve tıkanmalarının anjiyografi ile tedavisi mümkündür.

  • Bacak damar tıkanmaları:

    Bacak damar tıkanmaları özellikle ileri yaştaki insanlarda çok sık görülen bir durumdur. Diğer damar tıkanmaları gibi en sık damar sertliğine bağlı gelişir. Bacak damar tıkanması olan bir hastada erken dönemde yürümekle baldır kaslarında ağrı oluşturur. Hastalı (tıkanma) İlerlerse parmak uçlarında soğukluk ve şiddetli ağrı, parmak yarası ve gangren oluşturabilir. Şu belirtiler varsa bacaklarda damar tıkanması olma ihtimali çok yüksektir:

    • Yürümekle diz altında baldır kaslarında ağrı

    • Ağrı bazen kramp gibi bazen kaslarda sertleşme şeklinde hissedilir

    • Ağrı otururken ya da dururken olmaz, sadece yürümekle olur

    • Yürüyünce ortaya çıkan ağrı, 2-3 dakika dinlenmekle tamamen geçer

    • Tekrar yürüyünce genellikle aynı mesafede yine ağrı olur

    • Yokuş yukarı çıkarken ya da hızlı yürüyünce ağrı daha belirgindir ve daha erken gelir, yokuş aşağı ya da yavaş yürüyünce ağrı daha hafiftir

    yürüme ağrısı

    Bu şikâyetleriniz varsa bacak damar tıkanması yönünden değerlendirme gerekir. Muayene dışında ilk değerlendirme genellikle renkli Doppler ultrason yapılır. Gerekli görülürse tomografi ya da MR ile anjiyografi yapılır (basit anjiyografi).

    Günümüzde damar darlık ve tıkanıklıklarının çoğunluğu anjiyografi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Tedavisi mümkün olmadığı söylenen birçok damar tıkanması aslında anjiyografi ile tedavi edilebilir. Bu genellikle tecrübe ve var olan teknolojiyi iyi kullanmakla ilgilidir. Merkezimiz bu konuda ülkenin en tecrübeli merkezlerinden birisidir. Merkezimizde atardamar darlık ve tıkanmalarının açılması için balon, ilaçlı balon, stent, ilaçlı stent, trombektomi (pıhtı temizlenmesi) ve aterektomi (damar tıraşlama) gibi tüm yöntemler kullanılmaktadır. Daha detaylı bilgi için: www.leventoguzkurt.com adresine başvurabilirsiniz.

  • Diyabetik Ayak Yarası:
    diyabetik ayak yarası

    Diyabetik hastalarda ayakta iyileşmeyen yara çıkarsa bunların yaklaşık yarısı bacak damar tıkanmasına bağlıdır. Ayak yaraları genellikle ayak parmaklarında ve topukta, çarpma, tırnak kesmesi, ayakkabının vurması gibi basit nedenlerle başlar. Yaralar haftalarca veya aylarca iyileşmeyebilir. Özellikle uuznsüre iyileşmeyen yaralarda bacak damarlarında tıkanma olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ayak yaraları zamanında tedavi olmazsa bacağın kaybına (ampütasyon) neden olabilir.

    Diyabetik ayak yarası olan bir hastada atardamar tıkanmaları ihmal edilmekte ve tıkanma açılmadan yara tedavisi uygulanmaktadır. Damar tıkanması bacağın beslenmesini bozarak yaraların besin ve oksijen almasını engeller ve yara iyileşme süresi uzar. Bu nedenle diyabetik ayak yarası olan her hastanın bacak atardamarlarının değerlendirilmesi ve tıkanması varsa öncelikle bu tıkanmaların açılması gerekir. Tedavide için genellikle riski az ve başarı şansı yüksek olduğu için anjiyografi ile damar açma yöntemleri tercih edilir. Merkezimiz bu konuda son derece tecrübelidir.

  • Buerger Hastalığı:
    buerger hastalığı

    Sigara kullanımına bağlı olarak özellikle 20-40 yaşlarındaki erkek hastalarda gelişen atardamarların tıkayıcı bir hastalığıdır. Çoğunlukla bacak damarını bazen el damarını etkiler. Genellikle bacak damar tıkanmasına bağlı olarak yürümekle bacak kaslarında ya da ayak tabanında ağrı olur ve yürümeyi engeller. İleri evrelerde ayak ve elde özellikle istirahatte görülen şiddetli ağrı ve yaralar vardır. Hastaların önemli bir kısmında iyileşmeyen yaralar ve kangren nedeni ile ayak parmakları ya da ayak kesilmesi gerekmektedir. Kesin bir tedavisi yoktur. Tedavide en önemli unsur sigaranın bırakılmasıdır. Sigara bırakılırsa genellikle hastalığın ilerlemesi durur. Ancak o ana kadar tıkanmış olan damarlar hiçbir şekilde kendiliğinden açılmaz. Bir ilaç tedavisi de yoktur. Tedavide çok az sayıda hasta ameliyat (bypass cerrahisi) için uygundur.

    Anjiyografi ile tedavi yöntemi hastalar ve hatta çoğu doktor tarafından bilinmez. Bu nedenle hastalara hiçbir tedavi şansı olmadığı sadece ilaç kullanmaları gerektiği söylenir. Halbuki bu hastalarda tıkalı damarların açılmasında anjiyografi en etkili tedavi yöntemidir. Ancak Burger hastalığı diğer damar tıkanmalarından farklıdır. Genellikle diz altındaki küçük damarlarda tıkanma vardır ve anjiyografi ile bu damarların açılması diğer damar tıkanmalarına göre daha zordur. Her hastada damarların açılması mümkün olmayabilir. Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, Buerger hastalığının anjiyografi ile tedavisini ülkemizde ilk yapan ve bu konuda en deneyimli doktorlardan biridir.

  • Boyun şahdamarı (karotis arter) darlıkları:

    Boyun atardamarındaki darlıklar beyne pıhtı atmasına ve felç oluşumuna neden olabilir. Daralma hafif ise yani damarda %50'den az daralma varsa risk düşüktür ve ilaç tedavisi yeterlidir. Boyun atardamarındaki daralma %50 den fazla ise beyne pıhtı atma ihtimali daha yüksektir ve genellikle darlığın düzeltilmesi ya da giderilmesi gerekir.

    Boyun şah damar darlıklarında iki tedavi yöntemi vardır:

    1. Ameliyatla darlığın temizlenmesi (endarterektomi)

    2. Anjiyografi ile stent yerleştirilmesi

    Girişimsel Radyoloji bölümü karotid darlıkları anjiyografi ile stent yerleştirerek tedavi eder. Ameliyat işlemini damar cerrahisi uzmanları yapmaktadır.


Damar tıkanmasını açmak için hangi yöntemler kullanılır? balonla damar açma

Balon ve ilaçlı balonlar: Anjiyografi sırasında kullanılan damar açma yöntemleridir. Anjiyografi sırasında tıkalı ya da daralmış olan damara ince ve uzun bir balon yerleştirilir, balon o damarın çapı kadar şişirilir ve darlık açılır. Her damara göre balon boyutu vardır. Balon indirilerek dışarı alınır. Yani balon vücutta kalmaz. İlaçlı balonlar da normal balonların dışının özel bir ilaçla kaplanmış halidir. Bu ilaç balon şişirilince damar duvarına geçer ve uzun vadede damarın tekrar daralma ya da tıkanma ihtimalini azaltır.

Stent ve ilaçlı stent: Stentler balonlardan daha farklıdır. Yuvarlak metal örgülü yapılardır. Bir boru gibidir ancak tamamen kapalı değil örgülüdür. Stentler de anjiyografi sırasında daralmış ya da tıkanmış damara yerleştirilir ve damarı açar. Stentler balonlardan farklı olarak damar içinde kalır ve çıkarılmaz. İlaçlı stentler de normal stentler gibidir. İlaçlı balonlarda olduğu gibi stent üzerine özel bir ilaç yerleştirilmiştir. Bu ilaç uzun vadede damarın tekrar daralma ya da tıkanma ihtimalini azaltır. Bunlar da şu an sadece bacak damarları için mevcuttur.

stent tedavisi

Damar tıraşlama (aterektomi) yöntemi: Damar tıraşlama daralmış ya da tıkanmış olan damardaki tıkayıcı dokuyu özel bir cihazla tıraşlayarak temizlemektir. Cihaz tıraşladığı dokuyu haznesine alır ve dışarı atılır. Damar tıraşlama tek başına kullanılacağı gibi tıraşlama sonrası düzeltilen damara balon, ilaçlı balon ya da stent de uygulanabilir. Amaç damarın uzun dönemde açık kalmasını sağlamaktır.

Aort anevrizması (Göğüs/Karın Ana Atardamar Balonlaşması)

Anevrizma damarın genişlemesi veya balonlaşmasıdır. Anevrizma vücudun herhangi bir damarında olabilir. Aort anevrizması vücuttaki en büyük atardamarın (göğüs ve karın bölgesinde) balonlaşmasıdır. Aorta balonlaşmaları genellikle bir şikayete neden olmaz ve tesadüfen fark edilir. Tedavi edilmedikleri takdirde yırtılarak ciddi iç kanamaya ve çoğunlukla ölüme neden olabilirler. Merkezimizde açık ameliyat yapmaksızın anjiyografik yöntemler ile genişlemiş damar içine stentli suni damar (stentgreft) yerleştirilerek anevrizma tedavisi başarılı bir şekilde yapılabilmektedir.



Miyom Tedavisi (Miyom embolizasyonu)

Miyom rahim içinde gelişen iyi huylu tümördür. 35 yaşın üzerindeki her 3 kadından birinde miyom vardır. Rahimde bir ya da birden fazla bulunabilir. Miyom Tedavisi Miyomlar boyutları ve sayıları arttıkça adet düzensizliği, adetlerin uzaması, kansızlık ve adetlerin ağrılı olmasına yol açar.

İleri yaşlarda sıklıkla cerrahi olarak tüm rahimin çıkarılarak tedavisi yapılır iken genç yaş grubunda miyom tedavisi hem ameliyatla hem de ameliyatsız olarak embolizasyon ile yapılabilir. Bu teknikte miyomu besleyen atardamar içinden girilerek bu damar tıkanır. Miyom yeterli beslenemeyeceği için küçülmeye başlar. Rahim beslenmesinde sorun yaşanmaz. Tedavinin cerrahiye en önemli üstünlüğü ameliyat kesisi olmaması, genel anestezi gerektirmemesi, miyomların tekrarlaması durumunda işlemin tekrarlanabilir olması ve rahim dokusunun korunmasıdır.



Varikosel tedavisi:

Varikosel testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların çeşitli nedenlerle genişleyerek varisleşmesidir. Varikosel çoğunlukta (yaklaşık %85) sol testiste ve geri kalan insanlarda (%15) iki taraflı olur. Hiç sorun oluşturmayabilir. Küçük bir grup hastada ağrı yapabilir. Daha sık olarak sperm sayısını azaltıp kısırlığa yol açabilir. En çok bu nedenle tedavi edilir. İki tedavisi vardır: Ameliyatla bu damarların kapatılması ya da anjiyo ile (daha basit olan toplardamar anjiyosu) bu damarın tıkanması.



Varis ve modern tedavi yöntemleri:

Varis son derece sık görülen bir toplardamar hastalığıdır. Bayanlarda daha sıktır. Son yıllarda gelişen lazer, radyofrekans (RF), buhar ve köpük gibi yeni yöntemlerle tüm varis türleri başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Üç tür varis vardır ve varis tedavisi bu üç tür için farklılıklar gösterir.

Varis

Kılcal damar ya da kılcal varis: Genellikle çok şikayet oluşturmaz. Görüntüsü nedeniyle tedavi istenebilir. Tedavi yöntemleri skleroterapi (iğne tedavisi) ve deriden yapılan lazer/RF yöntemleridir.

Orta boy (retiküler) varis: Koyu yeşil, 2-3 mm çaplı damarlardır. Genellikle şikayet oluşturmaz. Görüntüsü nedeniyle tedavi istenebilir. Tek tedavi yöntemi köpük skleroterapi ya da köpük tedavisidir. Tedavisi en kolay varis türüdür.

Büyük varis: Cilt renginde parmak kalınlığına ulaşan varislerdir. Bacaklarda ağrı, yorgunluk, yanma kramp gibi şikayet oluşturan ve insanların yaşam kalitesini bozabilen varislerdir. Büyük varisi olan her kişide altta yatan bir büyük toplardamar kapak yetmezliği vardır. Tedavide öncelik görünen varisin değil kapak yetmeliği olan bu büyük damarın tedavi edilmesidir. Damar içinden yapılan lazer, radyofrekans (RF), buhar gibi yeni yöntemlerin tümü asıl sorunu yaratan bu damarların tedavisinde kullanılır.

Varis tedavisi sırasında hastalar ağrı hissetmez. Var olabilecek ağrı damardan verilen rahatlatıcı ve ağrı kesici ilaçlarla giderilir. Hastalar işlemden sonra, ağrı kesici ilacın etkisi geçtiğinde (1-2 saat içinde) evlerine gönderilir. Merkezimizde tüm varis türlerinin ameliyatsız tedavileri yapılmaktadır. Varis ve tedavisi konusunda daha detaylı bilgi için www.bacakvarisi.com web sayfası incelenebilir.



Toplardamar Tıkanması (Derin Ven Trombozu ya da DVT) ve tedavisi:

toplardamar tıkanması

Toplardamar tıkanması her toplardamarda görülebilir ama en sık görüleni ve en önemlisi bacak toplardamarında olandır. Bacak toplardamarı pıhtılaşarak tıkanırsa kanın kalbe dönüşü zorlaşır, kan bacaklarda birikir ve ayak şişliği olur, bazen ağrı vardır. Çoğunlukla tek bacaktadır ancak iki bacağı da tutabilir. Hastalık ne kadar fazla damarı tutarsa sorun o kadar büyük olur. Hastalığa erken tanı koyup erken dönemde iyi tedavi yapmak çok önemlidir. Çünkü erken dönemde iyi tedavi edilmezse hayat boyu düzelmeyen ve tedavisi olmayan sorunlar oluşturabilir.

DVT herkeste görülebilir ancak şu kişilerde daha sıktır: Genetik olarak pıhtılaşma eğilimi olan kişiler, daha önce derin ven trombozu geçirmiş olanlar, bazı kanser hastalıkları olanlar, ileri yaş, gebelik ve gebelik sonrası, doğum kontrol hapı kullanımı, diz ve kalça protezleri gibi büyük ameliyatlar sonrası, ayak kırık ve yumuşak doku zedelenmelerinde ayağın alçıya alınması sonrası. DVT hastalığının iki evresi vardır:

1. Erken evre (akut) derin ven trombozu: Erken evrede pıhtı tazedir. Toplardamarın tıkanmasına bağlı ayak şişliği vardır ve belirgindir. Üç hastanın birinde bacaktaki pıhtı akciğere atabilir. Bu da hayati risk oluşturur. Tedavide kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır ancak bu ilaçlar pıhtıyı temizlemez, sadece yeni pıhtı olmasını ve pıhtının akciğere atmasını engelleyebilir. Pıhtıyı temizleyebilen tek tedavi, anjiyografi odasında damar içinden yapılan tedavidir. Pıhtı özellikle kasık bölgesine ulaşmışsa anjiyografi ile yapılan damar içi gerekli hale gelir. Tedavinin olabildiğince erken yapılması gerekir. Çünkü damar içi yöntemle mükemmel tedavi sadece pıhtı taze iken olur. Hastalığın ilk 15 gününde pıhtının tamamen temizlenmesi mümkündür. Daha sonra tedavi şansı azalır. Anjiyografi ile yani damar içinden tedavi çoğunlukla diz arkasındaki toplardamara bazen ayak bileği damarına girilerek yapılır. Buradan ya kateter denen ince plastik tüplerle özel pıhtı eritici ilaçlar verilir (tromboliz=pıhtının eritilerek temizlenmesi) ya da özel cihazlarla pıhtı mekanik olarak temizlenir (trombektomi=pıhtının parçalanarak eritilmesi ya da dışarı alınması).

Vasküler malformasyon tedavisi

2. Geç evre (kronik) derin ven trombozu: Erken evrede yani ilk bir ayda mükemmel tedavi edilmeyen hastaların yaklaşık yarısında geç dönemde ikinci bir sorun gelişir. Buna kronik venöz yetmezlik diyoruz. Erken dönemde tedavi edilemeyen pıhtı damar duvarına yapışır; hem toplardamarda tıkanma oluşturur hem de toplardamar kapaklarını bozar. Her ikisi de hayat boyu sürecek ayak şişliği oluşturur. Hastaların bir kısmında ayak yaraları gelişebilir. Genellikle hiçbir tedavi şansının olmadığı ve hastanın varis çorabı ile yaşaması gerektiği söylenir. Ancak bu hastaların bir kısmında tıkanma anjiyo yöntemiyle açılarak ayağın rahatlatılması mümkündür. Bu tedavi ülkemizde ne yazık ki hemen hiç bilinmemektedir ancak merkezimiz bu konuda da oldukça tecrübelidir. Geç evre derin ven trombozunda pıhtı temizlenmesi yapılamaz çünkü pıhtı eskimiş ve duvara yapışmıştır. Sadece tıkalı damarların balonla ve stentle açılma işlemi yapılır. Merkezimizde derin ven trombozunun hem erken hem de geç dönem anjiyografi ile damar içi tedavileri başarıyla uygulanmaktadır.

Vasküler malformasyon tedavisi:

Vücudun her bölümünde ya da organında gelişebilen toplardamar hastalığıdır. Toplardamar yumağı ya da malformasyonu olarak adlandırılabilir. Varise benzer ancak farklıdır. Genellikle çok küçük yaşlarda vardır ve yaş arttıkça büyüme eğilimindedir. Hem görüntü olarak hastayı rahatsız eder hem de ağrı yapabilir.

İki tedavi yöntemi vardır: ameliyatla çıkarma ve iğne tedavisi (ablasyon tedavisi). Bazen her iki tedavi yöntemi birlikte kullanılır. Bölümümüz vasküler malformasyonların tedavisinde ameliyatsız yöntem olarak iğne tedavisi yapmaktadır.



Diyaliz Hastalarının damar yolu sorunlarında girişimsel radyoloji:

Diyaliz fistül damarları zaman zaman daralabilir, pıhtılaşıp tıkanabilir, kol şişliğine, parmaklarda uyuşma ya da yara oluşmasına neden olabilir. En önemlisi fistül yeterli çalışmaz ve hasta diyalize giremez. Diyalize girmesi için damar yolu kateteri takılması gerekir ki bu da uzun dönemde yeni damar tıkanmaları oluşturur. Girişimsel radyolojide diyaliz hastalarında ne tür tedavi yapar.

Diyaliz Hastaları

1. Diyaliz hastalarındaki fistüllerde görülen tüm daralma ya da tıkanmalar anjiyografi ile tedavi edilir. Fistül pıhtı ile tıkanmışsa ameliyatsız pıhtı temizleme yöntemleriyle pıhtı giderilir. Aynı şekilde diyalize girmek için yapay damar (greft) takılmış ve tıkanmışsa bu tıkanma da anjiyografi yöntemiyle açılır.

2. Daha önce boyun bölgesinden kateter takılmış hastalarda fistül açıldıktan sonra ciddi kol şişliği olabilir. Bu omuz bölgesi toplardamarın tıkanmasına bağlıdır. Damar tıkanması açılarak giderilerek kol şişliği düzeltilir.

3. Ek olarak hemodiyaliz hastalarında acil durumlarda kateterden diyalize girmek gerekirse her bölgeden damar yolu kateteri yerleştirilir. Tüm işlemler ultrason eşliğinde yapıldığından hasta için daha güvenli ve daha az zahmetlidir.



2. KANSER HASTALARINDA GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ

Girişimsel radyoloji onkoloji (kanser) hastalarında iki ana bölgede hizmet sunar.

1. Onkoloji tedavisine destek olan işlemler

2. Doğrudan kanser tedavisi yapan işlemler

Onkoloji tedavisine destek olan girişimsel işlemler, kitleden biyopsi alınması, port ya da diğer damar yolları yerleştirerek hastaların konforla tedavilerini almaları, safra yolları ya da idrar yollarında bir tıkanma geliştiğinde bunun giderilmesi, karın ya da akciğerde sıvı biriktiğinde drenajla tedavisi, nefes borusu, yemek borusu ya da barsaklarda tıkanma olduğunda (cerrahi tedavi mümkün değilse) stentler yerleştirerek bu tıkanmaların giderilmesi gibi işlemlerdir. Onkoloji hatalarında sık görülen derin ven trombozu (toplardamar pıhtılaşması ya da tıkanması) gibi hastalıklarda da modern damar içi (endovasküler) yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

Kanserde tedavi edici girişimsel işlemler özellikle son 10 yılda ciddi gelişme göstermiştir.

TAKE

Kanser hastalarında girişimsel tedaviler genellikle medikal onkolojinin kemoterapilerine ek olarak verilen tedavilerdir. Bazen kemoterapi, radyoterapi ya da cerrahi tedavi gibi tedavilerin mümkün olmadığı ya da etkili olmadığı alanlarda kullanılır. Girişimsel radyolojini kanser tedavileri iki türlüdür:

1. Kanser dokusuna görüntüleme eşliğinde (ameliyatsız) doğrudan iğnelerle girerek kitlenin yok edilmesi işlemi, buna ablasyon tedavisi diyoruz. Ablasyon radyofrekans yöntemiyle (RF ablasyon) ya da mikrodalga yöntemiyle (mikrodalga ablasyon) yapılabilmektedir. Karaciğerde 3 cm den küçük tümörlerin tedavisinde en iyi yöntem olan cerrahi kadar etkili olmaktadır. Seyrek olarak bazı tümörlerde, tümör dokusunu dondurarak (kriyoablasyon) geri dönüşümsüz elektroporasyon (İRE) ya da ultrasonik dalgalara maruz bırakarak tedavi de mümkündür.

2. Anjiyografi tedavileri: Anjiyografi ile tümör dokusu içine girilip tümörü besleyen atardamardan kemoterapi ilacı emdirilmiş kürecikler verilir (TAKE, transarteryal kemoembolizasyon). Aynı yöntemle ilaç değil radyasyon salınımı yapan kürecikler de verilebilir. Buna iç radyasyon ya da radyoembolizasyon (TARE, transarteryal radyoembolizasyon) adı verilir. Her iki yöntem de kemoterapiden daha etkilidir. Ancak anjiyografi gerektirir. Tekrar tedavi yapma şansı her zaman vardır.

Bu tedaviler en sık karaciğer tümörlerine uygulanır. Ablasyon işlemleri karaciğer tümörü dışında böbrek ve akciğer tümörleri için de uygulanabilir. Son dönemde dünyada bu tedavi işlemleri artık birçok tümör tipi için kullanılmaya başlamıştır. Hem ablasyon hem de anjiyo tedavileri kemoterapi öncesi ya da sonrasında yapılabilir. Kemoterapiyi kısıtlamaz. Tekrar tedavi şansı her zaman vardır.

Ablasyon yöntemlerinde hastaların hastanede kalması gerekmez. Aynı gün evlerine gidebilirler. Anjiyo tedavilerinde (TAKE ya da TARE) en az 6 saat bazen bir gün hastanede kalış gerekebilir.



3. DAMAR DIŞI GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ İŞLEMLERİ

İğne biyopsileri

Vücuttaki hemen her doku ya da organdan ameliyata ya da büyük işleme gerek olmadan iğnelerle biyopsi yapılabilir yani doku örneği alınabilir. Girişimsel Radyolojinin biyopsi yapması ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerini çok iyi kullanması nedeniyledir. Hedef dokuyu görmeden körlemesine yapılan biyopsilerden farklıdır. Tüm biyopsi işlemi sırasında vücudun içi görüntüleme yöntemleriyle görüntülenir ve iğne bu şekilde yönlendirilerek biyopsi alınır.

Biyopsiler en sık tümörlerin iyi ya da kötü huylu olduğunu ortaya çıkarmada ve mümkünse hangi tip tümör olduğunu belirtmek yani kesin tanı koymak için yapılır. Bunun dışında organ hastalıklarını ortaya koymak için de karaciğer, böbrek ve akciğer gibi organlardan biyopsi alınabilir.

Biyopsi işlemleri genellikle kolaydır. İşlem sırasında ağrı hissedilmez. İşlem sonrası bir süre gözlem ve kanama kontrolü yapılarak hastalar aynı gün evlerine gönderilir.

Alınan parçalar patoloji doktoru tarafından değerlendirilir. Değerlendirme süresi genellikle alınan parçanın işlenmesine göre (parçaya özel boyamalar yapılması vs) değişir.

Drenaj işlemleri

Drenaj sıvının bir yerden diğer bir yere aktarılması ya da vücut dışına çıkarılmasıdır. En sık iki durumda kullanılır. Tıkanma olduğunda (örneğin safra yolları tıkanması) vücuttaki normal bir sıvı dökülmesi gereken yere dökülemez ve vücut içinde birikmeye başlar, daha sonra kısmen kana geçerek vücuda zarar verir. Bu durumda tıkanama hemen giderilemiyorsa geçici olarak biriken sıvı dışarı alınmalı yani dışarı drenaj yapılmalıdır. Drenajın ikinci türünde bir tıkanma yoktur ama değişik hastalıklara bağlı vücutta istenmeyen sıvı birikimi vardır. Örneğin akciğerde sıvı birikir ve nefes almayı zorlaştırır ya da karında çok sıvı birikir ve ağrıya yol açar. Bu tür sıvıların da vücut dışına alınması gerekir. İşte drenaj işlemi bunlarda kullanılır.

idrar yolları drenajı

Temel drenaj işlemleri:

Safra yolları drenajı (biliyer drenaj): Genellikle tümörlere bağlı tıkanma sarılığı oluşturur. Perkütan (deriden yapılan) biliyer drenajda deriden iğne ile girerek safra yollarına ulaşır ve safra yollarına bir tüp koyarak safra drenajını sağlar. Kalıcı drenaj için ucu dışarıda olan plastik tüp çıkarılıp içeriye metal stent yerleştirilebilir.

İdrar yolları drenajı (nefrostomi): İdrar kanallarında bir tıkanma olursa oluşan idrar birikerek böbrek toplayıcı sistemi ve idrar kanallarının genişlemesine ve uzun dönemde böbreğin fonksiyon bozukluğuna yol açar. Böbreğin idrarı oluşturup mesaneye gönderen toplayıcı sistemine bir tüp konarak idrar bir süreliğine dışarı alınır. Bu böbreğin ve böbrek kanallarının rahatlamasını sağlar. Altta yatan sorun çözüldüğünde tüp çıkarılır.

Sıvı drenajları: En çok akciğerde biriken ve nefes almayı zorlaştıran sıvılar ve karında biriken ve karında belirgin gerginleşme ve ağrı oluşturan sıvılar.

Abse drenajları: Vücut içinde belirli büyüklüğe erişmiş tüm apseler eskiden ameliyatla şimdi tüp drenajları ile tedavi edilir.

Kist Tedavileri

Karaciğer ve diğer organlarda görülen parazit kisti olan kist hidatik ya da çok büyük karaciğer ve böbrek kistleri içine iğne ile girilerek boşaltılır ve kist içine ilaçlar verilerek ameliyatsız bir şekilde tedavi edilir.


Uzmanlarımız


* Prof. Dr. M. Mutlu Cihangiroğlu - Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi


Diğer uzmanlarımız için tıklayınız: Girişimsel Radyoloji Bölümü Uzmanlarımız


Girişimsel Radyoloji

Medical Park

Sağlık Köşesi

Dişlerinizi Çamaşır Suyu Değil Doktorunuz...

Günümüzde herkes artık inci gibi beyaz dişlere...

devamı

Şimdi peeling zamanı!...

Yazın oluşan güneş lekelerinden ve cildinizi...

devamı

TİP 2 Diyabet: Küresel Salgın...

Yaşamın her döneminde ortaya çıkabilen, tedavi...

devamı

Sağlıklı Kurban Bayramı Tüyoları...

Kurbanı hemen kesildikten sonra yemeyin!...

devamı

Sigara içenlerde elma tipi şişmanlık artıyor...

Birçok kadın kilo korkusu yüzünden sigara...

devamı

INTERNATIONAL PATIENT CENTER

:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
*
:
Mr Ms
*
:
*
:
*
:
*
:
*
: Güvenlik Kodu
 
 
*

Send

Message Sent Successfully.

Error Occurred, Please, try again later.